Başlangıç > Genel > Adnan Bostancıoğlu: Yurdumun mutlu günleri…

Adnan Bostancıoğlu: Yurdumun mutlu günleri…

Beşiktaş‘ta, Dolmabahçe‘de, Gümüşsuyu‘nda tanıdık tanımadık insanlar gördüm, 1 Mayıs günü… Erkekler, kadınlar, gençler… Sırt çantalı, gözlüklü kızlar… Che tişörtlü, atkuyruğu saçlı delikanlılar… Çarşı‘nın sert çocukları… Az önce coptan, biber gazından nasiplerini almış, kıyı bucak dağılmışlar. Belli ki, yeniden toplanmış harekete geçme planları yapıyorlar. İnanın, hiçbirinin yüzünde korkudan eser yoktu. Neredeyse eğleniyorlardı desem, abartmış olmam. Bırakın bundan sonrasını Güler, Cerrah, onları idare edenler, hasılı muktedirler düşünsün. Artık kolayca gözdağı veremeyecekler. Onların gaz maskeli robokopları, bu zımba gibi çocukların karşısında eğlencelik çizgi filmlerdeki kötü adam karikatürü kadar ürkütücü. Bu arkadaşlarımızın 1 Mayıs‘ı çok yakın zamanda işçi sınıfıyla yanyana Taksim meydanında güle eğlene kutlayacağından kuşkusu olan varsa, şaşarım.

Bu köşedeki en son yazım geçen cuma yayınlandı. 0 günden bu yana bir hafta geçti. Olağan demokrasinin işlediği, gerçekten ‘istikrarlı’ bir ülkede aylara yayılacak (hatta hiç yaşanmayacak) siyasal gelişmeleri bu bir hafta içinde yaşadık. İnsan bazen düşünmeden edemiyor, Finlandiya‘daki köşe yazarları ne yazıyorlar acaba, diye… (Bu arada bir parantez açmak zorundayım. Biliyorsunuz, aslında pazar günleri de yazıyorum, ama türlü nedenlerle geçen hafta yazamadım. Malum muhtıranın ardından pazar günü gazeteyi açan bazı dostlar yazımı göremeyince sordular: “Ne o, muhtıra verilince tam siper yattın mı” diye… Elbette latife yaptıklarını biliyorum. Lakin, bunlardan kimileri, o gün Çağlayan’daki mitingden geliyorlardı, üzerlerinde tatlı bir ‘eylem yorgunluğu’ vardı. “Bu konuyu salı günü Taksim’de konuşsak…” dedim.

“Hay hay” diye cevap verdiler.

1 Mayıs günü Beşiktaş‘ta, Dolmabahçe‘de, Taksim‘de gözlerim bu arkadaşları aradı. Nafile! Bilemem, belki de oradaydılar ama şu gaz bombaları… İnsanın görüş kabiliyetini biraz etkiliyor. Herhalde o yüzden göremedim.

Neyse… Meseleyi daha fazla kişiselleştirmeyip parantezi kapatalım.)

Evet, son bir hafta, on gündür ortalık yıkılıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Ordu‘nun muhtırası, Anayasa Mahkemesi kararı ve erken seçim… Valla insan neresinden tutacağını bilemiyor. Ama bugün azıcık gecikmeyle de olsa 1 Mayıs‘tan bahsetmek zorundayım. En azından tarihe birkaç not düşmek için… Vatandaşı evine hapsetmeyi, okulları kapatmayı İstanbul’u yönetmenin yegâne yolu olarak bilen Vali-Emniyet Müdürü ikilisi üzerine fazla bir şey söylemeyeceğim. ‘Merkez medya’ bile isyan etti. Dahası kavgada bile söylenmeyecek sözler sarfettiler İstanbul’un ‘siyam ikizleri’ için… İyi de oldu.

Gelelim başka bir noktaya… 14 ve 29 Nisan mitinglerinden söz edilirken herkes lafa “işte ne güzel, demokrasi var tabii, insanlar çıkıp görüşlerini ifade ediyorlar” diye başlıyordu. Devletin bu yıl da şaşmaz biçimde uygulamaya koyduğu 1 Mayıs yasakları, herhalde bu ülkenin demokrasi sınırlarını yeterince göstermiştir. İş, emekçilerin bayramına gelince, belki de artık sadece bizim ülkemizde varlığını sürdüren antikomünist histeri depreşiveriyor. Bakalım işçi sınıfından, emekten, sosyalizmden söz edildiğinde karşılığının polis copu ve biber gazı olmadığı bir Türkiye‘yi görmeye ömrümüz vefa edecek mi?

Bu 1 Mayıs’ın en önemli yanı, işçilerin, gençlerin, sosyalistlerin Taksim‘e çıkmış olmalarıdır. Evet, bu yıl 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkıldı. Emniyet Müdürü Cerrah‘ın “sıkıysa çıksınlar” derken yumruk yaptığı eli havada asılı kaldı. Kimilerinin dediği gibi, sadece sendika yöneticileri falan değil… Polisin izniyle de değil. Bütün İstanbul‘un 1 Mayıs alanına döneceğini anlayıp paniğe kapılan yetkililerin çaresiz kalmasıyla çıkıldı Taksim’e…. Yani zorlaya zorlaya… Bu yıl belki 500 kişiydi, belki 600… Ama bu çıkış, 30 yıl önce terkedilen alanın artık asli sahiplerini yeniden bağrına basacağının işareti oldu. Alanda birbirine sarılıp öpüşen, genç-yaşlı sosyalistlerin gözlerindeki ışığı görseniz, bunu anlardınız.

Beşiktaş‘ta, Dolmabahçe‘de, Gümüşsuyu‘nda tanıdık tanımadık insanlar gördüm, 1 Mayıs günü… Erkekler, kadınlar, gençler… Sırt çantalı, gözlüklü kızlar… Che tişörtlü, atkuyruğu saçlı delikanlılar… Çarşı‘nın sert çocukları… Az önce coptan, biber gazından nasiplerini almış, kıyı bucak dağılmışlar. Belli ki, yeniden toplanmış harekete geçme planları yapıyorlar. İnanın, hiçbirinin yüzünde korkudan eser yoktu. Neredeyse eğleniyorlardı desem, abartmış olmam. Bırakın bundan sonrasını Güler, Cerrah, onları idare edenler, hasılı muktedirler düşünsün. Artık kolayca gözdağı veremeyecekler. Onların gaz maskeli robokopları, bu zımba gibi çocukların karşısında eğlencelik çizgi filmlerdeki kötü adam karikatürü kadar ürkütücü. Bu arkadaşlarımızın 1 Mayıs‘ı çok yakın zamanda işçi sınıfıyla yanyana Taksim meydanında güle eğlene kutlayacağından kuşkusu olan varsa, şaşarım.

Birgün

Reklamlar
Kategoriler:Genel Etiketler:
  1. aysegul
    6 Mayıs 2007, 22:28

    evet korkumuz yoktu neden korkalım ki…biz oraya herşeyi göze alarak gittik gözaltına alındığımızda farkında olmadan bize bir iyilik yaptılar diğer devrimci arkadaşlarla saatlece beraber kalıp bilgi paylaşma olanağımız oldu çok güzel saatler geçirdik beraber ve güzel dostluklar kurduk orada olmakla mutluydum gözaltındayken dahi marşlarımızı söylemeye devam ettik taksime çıkan yoldaşlarla beraberdi yüreğimiz…

  2. duygu
    1 Haziran 2007, 12:37

    korkmuyoruz çünkü artık 30 yıl altında kaldığımız üstümüze atılan topraktan kurtulma zamanı.. yeniden doğuyoruz belkide.. ve artık emperyalistlerin para babalarının işbirlikçilerin korkma zamanı! 1 MAYIS sabahı ne kadar korktuklarını en güzel şekilde gösterdiler zaten akla mantığa sığmayan önlemler alarak fakat yine baş edemediler ordaki kararlılığın önüne ne copları ne bibergazları nede yoldaşlarımızın başlarını yardıkları silah kabzaları ile geçemediler ve taksimi 30 sene sonra tekrar kazandık ve bu kazanım daha nice yürek hoplatan mücadelemizi besleyecek kazanımlarında önünü açmıştır ve biz yolumuza 2 mayıs sabahı güne daha kararlı ve daha umutlu başladık 1 gün önce kafamıza gaz bombaları yağdıran bozuk düzene inat..yoldaşça..

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: